“Yöneticiler sağır, lojistik adalet yok, arsız güçlü!” diyen gizemli bir bayimizin, sektörün tüm dengelerini sarsacak itirafları ilk kez gün yüzüne çıkıyor. Dağıtım şirketlerinin zerre katkı sunmadan kâra ortak olduğu, nakliye yükünün bayi sırtında kaldığı o acı gerçekler…
Süleyman TOPÇU Yazdı
Ekranda gördüğünüz bu fotoğraf karesine iyi bakın. Yazısı silinmiş, renkleri solmuş, karın beyazlığına hapsolmuş bir istasyon… Bu sadece bir görsel değil; bu, Anadolu’nun en uzağında, Doğunun doğusunda ayakta kalmaya çalışan binlerce bayimizin sessiz bir portresidir.
Geçtiğimiz günlerde bir dostumuzla dertleştik. Sektörün tozunu yutmuş, kışın ayazında vana patlamasın diye uykusuz kalmış bir bayi… Söze başlarken “Süleyman Abi, ismimi verme, başım ağrımasın” dedi. İşte tam o an, sektörün asıl dramı başladı benim için. Bir adam düşünün; helalinden ticaret yapıyor, istihdam sağlıyor ama sektörün çarpıklıklarını anlatırken ismini saklamak zorunda kalıyor. Neden? Çünkü “arsızın güçlü” olduğu bir düzende, haklı olmanın bedeli ağır.
“Yöneticiler Sağır!” O gizemli dostumuzun feryadı aslında hepimizin bildiği ama sustuğu gerçekler: “Diyarbakır’dakiyle Bitlis’teki neden aynı yükü taşıyor? Terminalin dibindekiyle yüzlerce kilometre ötedeki neden aynı fiyatla savaşıyor?” diye soruyor. Lojistik adalet, sadece kağıt üzerinde bir terim değil; bir hayatta kalma meselesidir. Kışın istasyonunun karlarını temizlemek için iş makinesine 50 bin TL döken bir bayiye, “nakliye farkı yok” demek, sahayı hiç görmemiş bir akıl tutulmasıdır.
Madeni Yağda “Mal Bozma” Dönemi Dev markaların agresif fiyat politikaları, bayiyi %2-3 kâr marjlarına mahkum etmiş durumda. Üstelik piyasa öyle bir noktada ki, insanlar ayakta kalabilmek için mal bozdurarak kendini finanse etmeye çalışıyor. Vade uysa fiyat uymuyor, fiyat uysa vade kurtarmıyor. Dağıtım şirketleri ise finansa zerre katkı vermeden, bayinin alın terinin %50’sine “taşıtmatik” ve benzeri sistemlerle ortak oluyor.
Bağır Ha Bağır… Bu yazıyı okuyan değerli yöneticiler; bu fotoğraf karesindeki karın soğukluğu sadece mevsimsel değil, sizin bayinize olan uzaklığınızın soğukluğudur. Masalarınızda hazırladığınız stratejiler, Tatvan’ın karında, Muş’un ayazında, Hakkari’nin yollarında eriyip gidiyor.
Biz Petrol Piyasası olarak söz verdik; ismini veremeyenlerin, yüzünü gösteremeyenlerin, dertten boğazı düğümlenenlerin sesi olacağız.
Çünkü dert çok, şartlar ağır… Ama artık biz buradayız. Bağırıyoruz; duyan var mı?
Detayların olduğu. Gizemli bayi ile yaptığım tüm sorularımı ve aldığım cevapları Petrol Piyasası – Oil & Energy Magazine Şubat Sayısında olacaktır.
Görüşmek üzere…
Süleyman Topçu