100 Dolar Eşiğinde Petrol Piyasaları ve Dağıtım Sektörünün Verimlilik Denklemi !

Yayınlama: 14.03.2026
Düzenleme: 13.03.2026 21:16
A+
A-

Küresel Kriz ve 100 Dolar Barajı;

Enerji uzmanları petrol piyasaları için en kötü senaryoyu; ‘’Hürmüz Boğazı’ndan sevkiyat durur ve İran misilleme olarak limanlara rafinerilere ve gaz terminallerine misilleme yapabilir,’’ olarak tanımlıyorlardı.

Krizin, petrolün varilini yüz dolara fırlatacağını öngörmüşlerdi.

Nitekim petrolün varil fiyatı, denilen rakamın üzerine çıktı, sonra indi, elbette aynı hareketlilik politik, siyasi, askeri girişimler sonucu tekrar edebilir ve ciddi gelişmeler sonunda petrol fiyatları geçmiş yüzyılın rekorlarını kırabilir.


Türkiye’nin Kriz Hafızası ve Dayanıklılığı;

Bu bir siyasi yazı olmadığı için bugüne kadar bölgesel kalan askeri çatışmanın stratejik nedenlerine girmeyeceğiz. Bizim konumuz, petrol fiyatlarındaki değişim ile sektörümüzdeki tepkileri irdelemek ve sonuçlarından nasıl etkileneceğimizi görmek. Neticede günlük işimize önem vermemiz gerekiyor.

Biz buna alışık mıyız, önce onu soralım kendimize.

Türkiye akaryakıt dağıtım sektörü savaşlar ve gerilimler nedeniyle petrol fiyatlarının etkilendiği böyle krizler gördü mü?

Evet çok gördü, alışığız.

Devlet yönetimi ve sektörümüze emek verenler, petrol fiyatları nedeniyle oluşan krizlere karşı oldukça dayanıklı ülkemizde.


Dağıtım Sektöründe Nakit İhtiyacı ve Sermaye Baskısı;

Nitekim, ‘’eşel mobil’’ fiyatlama sistemi bunun bir eseri, hemen uygulanmaya başlandı. Sektörün yapısal çerçevesini belirleyen Petrol Piyasası Kanununun da kapsayıcı ve sağlam temellere oturduğunu da hatırlamalıyız.

Bölgede olanların yarattığı etki temelde günlük problemlerimizi değiştirmiyor.

Sorunlarımız da, kökende yatan nedenler de bugüne değin ele aldığımız konulardan ibaret; yapısal ve sektörün elektrifikasyon ile beraber dönüşümünün yarattığı başlıklar.

Akaryakıt temin problemi yok ama fiyatlar sık sık artıp, iniyor.

Ürün fiyatlarında seviye yükseldi.

Bunu sorun olarak görüyoruz, pompa fiyatlarında iniş az, çıkış çok!

Sermaye ve nakit ihtiyacı büyüyor, bulunduğumuz gergin ortamda daha da büyüme eğiliminde.

Dün de bu problemimiz vardı bugün de.

Tüketici davranışları ise alışık olduğumuz gibi; istasyonlar zam öncesi sürücülerle doluyor ardından satışlar düşüyor, bir müddet sonra normal seviyeye geliyor.

Fiyatlar artıkça akaryakıt bağımlılığından kaçış için zemin hızla değişiyor; tüketimde azalma eğilimi ya da elektrifikasyonun yaygınlaşması için uygun bir ortam söz konusu.

Sektörün geçmişten gelen kârsızlığının getirdiği gelir yetersizliği, istasyon işleticisinin sermayesini zorluyor, birikim yapamıyor. Makroekonomi zorlandıkça da enflasyonist baskı genel giderleri, istasyonların operasyon masraflarını zorluyor. Fiyat oynaklığı stok riski oluşturuyor.

Para pahalı. Dağıtım sektörünün nakit ihtiyacı büyüyor. 


Elektrifikasyon ve Enerji Dönüşümü Fırsatı;

Bölgede gerilim devam ettikçe fiyat artışlarının getirmiş olduğu sorunlar devam edecektir.

Petrol üreten ülkelerin artan gelirlerinin ve mevcut ve yeni arama sahalarına dönük iştahlarının aksine dağıtım sektörü için durum karmaşık. Olumlu etkilerin arasında, istasyonların satış hacmi aynı kalsa bile artan fiyatlarla cirolarının artması gösterilebilir. İstasyonlardaki yakıt dışı alternatif gelir alanlarının da hareketliliği pozitif gelişmelerin arasındadır.

Bu dönemde petrole olan bağımlılığın azalması ve elektrikli araçlara geçiş döneminin hızlanması sürpriz olmayacaktır. Keza yenilenebilir enerjiye olan yatırımların daha da hızlanması, elektrikli araç, batarya, kritik madenler ve elektrik alt yapısının stratejik konumunun güçlenmesinin, tartışmaların merkezine yerleşmesi beklenir.


Mali Portre: Net Kâr ve EVA Kavramı;

Bu tür krizler petrol üreticilerine kazanç sağlayabilir ancak dağıtım sektörü için finansman ve talep sorunu getirir. Bu nedenle dikkatimizi, sektöre temel bakış açımızdan ayırmamalıyız.

‘’Yüksek ciro, Düşük marj,’’ en kısa tanımıdır akaryakıt dağıtım sektörünün.

Büyük veya dışa açılım yapmak isteyen şirketlerde tutulan UFRS (Uluslararası Finansal Raporlama Standardı), sırasıyla vergi öncesi; akaryakıt ve akaryakıt dışı gelirler, masraflar, amortisman, banka ve her türlü finansal giderlere yer verir.

Bayiler UFRS tutmuyor ama sonuçta, mali portreyi görmek için tuttukları normal bilançonun temeli aynı.

Bilançoda, iki yerde hassasiyet var, söylemiştik; bugünlerde tekrar tekrar bakılmalı görüşündeyim.

Birincisi; marj paylaşımı, indirimlerden sonra kalan ‘’net kâr.’’

Durumumuzun en can alıcı noktası budur, şirket olarak da bayi olarak da kendimize yetmeyeni vermeye devam ediyoruz.

İkincisi; dış kaynak kullanılıyorsa, şirketin/bayinin finansal gideri,

İlave olarak;

EVA (Economic Value Added) hesabının yapılması önemli bir kavram.

EVA; öz sermaye kullanıyorsanız yaptığınız işin, sizin lehinize değer yaratıp yaratmadığı sorusunu yanıtlar.

Basit olarak, Pozitif EVA, cebinizden işinize koyduğunuz öz sermayenin, farklı işletim alanlarına göre daha kazançlı olması demektir. Sermaye maliyetini aşan bir gelir elde etmektesiniz. Negatif EVA da ise durum tam aksi. O zaman endişelerinizde haklı olursunuz. Aksiyon almanızı önermek yanlış olmaz.


Sonuç: Geleceğin Verimlilik Denklemi;

Uzun bir süredir beraberiz bu platformda. Akaryakıt dağıtım sektöründe olanlar, istasyon sahipleri ve yeni istasyon açmak isteyenler için görüşlerimizi paylaşıyoruz.

Bugün yaşadığımız krizle aslında dünkü hayatımızdan daha farklı bir sorun yumağı içinde değiliz.

Bakış açımızın da farklı olması gerekmiyor.

İstasyonlarımızı bir enerji ve hizmet noktası olarak görmeli kendimizi yarının dünyasında olacak şekilde hazırlamalıyız.

Bugünün en önemli kritik eşik sorusu şudur.

Bugünün şartlarında veya öngörebildiğim gelecek dünyasında; sahip olduğum şirket ya da kiralayarak çalıştırdığım istasyonumdaki operasyonum bana verimlilik sağlıyor mu, gelecekte sağlayabilir mi? 

Değerimizi sorgulamalı, ne yaptığımızı değil; kimin yapması gerektiğini ve nerede yapmamız gerektiğini çok iyi düşünmeliyiz.

Yaptığımız iş aynı olabilir ama farklı olmamızı sağlamaz daha da önemlisi aynı değeri üretmeyebilir.

Sürdürülebilir bir verimlilik için şirket olarak da, bayi olarak da sektörün nereye evrilmekte olduğunu düşünmeliyiz.

Kârlılık, risk, sektörün geleceği ve sermaye verimliliği; karar denkleminin en önemli parametreleridir.

Ahmet Mert Yılmaz

44 yıllık kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında akaryakıt dağıtım sektöründe üst düzey yönetici pozisyonlarında görev almıştır. Kariyeri süresince; satış, pazarlama ve yatırım departmanlarında önemli sorumluluklar üstlenmiş, geniş kapsamlı bayi teşkilatlarının yönetimini başarıyla gerçekleştirmiştir. Ayrıca sektörde birçok stratejik projenin hayata geçirilmesinde aktif rol oynamış, bu projelerin planlama ve uygulama süreçlerinde doğrudan yer almıştır. İkmal, lojistik, insan kaynakları, hukuk ve eğitim gibi kilit fonksiyonlarla yakın iş birliği içinde çalışmış, aynı zamanda bağımsız yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunmuştur. Sektöre katkılarını yalnızca yönetimsel değil, entelektüel düzeyde de sürdüren Yılmaz, "Rafine Yıllar" adlı sektörel referans kitabı ile "Sedef Parmaklık" adlı romanın da yazarıdır. ''Yazarımızın sosyal medya hesaplarına aşağıdaki bağlantılar üzerinden ulaşabilirsiniz. İlgili 4 platformlarda paylaştığı içerikler ve sektöre dair görüşleriyle daha yakından tanıyabilirsiniz.''
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.