Bayi Sisteminin egemen olduğu akaryakıt sektörü için birkaç soru sorarak başlamak istiyorum.
Sektörde kalmak isteyen şirket ve bayiler için düşünülmesi önemli sorular.
Dünya genelinde elektrikli araçlara geçiş hızı katlanarak artarken, bu dönüşümün merkez üssü konumunda yer alan akaryakıt istasyonları tarihlerinin en radikal kabuk değişimini yaşamak üzereler.
Geleneksel olarak sadece fosil yakıt ikmali yapılan ve yol üstü anlık ihtiyaçları karşılayan bu lokasyonların, artık sadece birer enerji noktası olmanın çok ötesine geçeceğini öngörebiliriz.
Elektrikli araçların şarj edilme sürelerinin yarattığı zorunlu bekleme zamanı, bu alanları yüksek ekonomik, sosyal ve operasyonel katma değer üreten yeni nesil birer ticaret, lojistik ve yaşam ekosistemine dönüştürmektedir.
Önümüzdeki günler için, gayrimenkul, perakende, yiyecek-içecek, otomotiv ve oto bakım sektörlerinin geleneksel sınırlarını eriten çok boyutlu bir sinerji kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Bir akaryakıt istasyonunun girişinde dağıtım şirketinin markası var.
Sahasında başka bir şirketin elektrik şarj cihazları (belki elektrik depolama faaliyeti), oto yıkama alanında uzman bir şirket, marketinde farklı perakende grupları, geniş alanda bir yiyecek restoran zinciri veya benzer bir faaliyet.
Bu istasyonun gelişimini ve geleceğini geleneksel beş yıl gibi bir sürede kim, nasıl yönetebilir?
Piyasada imzalanan beş yıllık sözleşmelerde buna dair maddeler var mı, varsa yeterli mi?
Geçenlerde pazarlama konusunda çok yetkin, eski bir çalışma arkadaşım bu tür oluşuma,
‘’Shop in Shop Perakendecilik’’
adını verdiğini ve yönetilmesi gereken bir durumun daha net ortaya çıktığını söyledi.
Öngörülmesi gereken durum; Faaliyet çokluğunda geleneksel akaryakıt dağıtım şirketi ile bağımsız bayi arasındaki ticari, finansal ve hukuki ilişkide ne yaşanacağıdır.
Elektrikli araçların istasyonda kalma süresinin uzaması, ana dağıtım şirketlerini ve bayileri adeta dikey entegrasyonlara zorlamaktadır.
Dağıtım şirketleri, bayilerine sadece “yakıt sağlayan” birer tedarikçi değil; perakende zincirleri, kahve markaları ve otomotiv servisleriyle yapılan büyük kurumsal anlaşmaları bayiye indiren birer platform sağlayıcıya dönüşmektedir.
Bayi ise sadece pompayı işleten bir esnaf olmaktan çıkıp, istasyon mülkündeki farklı ticari alanları yöneten veya kiralayan bir gayrimenkul ve operasyon yöneticisi rolünü üstlenmektedir.
Bu kabuk değişiminin, geleneksel şirket-bayi ilişkisini ve alışılagelmiş anlaşmalar ile sağlanan finansal modelleri değiştirmesini beklemek doğaldır.
Bayinin mülkiyette tam yetkili olması (intifa veya kira anlaşması olmaması) avantaj sağlasa da, 5 yıl sonra akaryakıt dağıtım şirketinin değişmesi ihtimali; şarj ünitesi sağlayıcısı gibiler için farklı yatırım modeli ihtimallerini doğurur.
İstasyonda girişim yapmak isteyen diğer büyük perakendeciler için de aynı durum söz konusudur.
Özel koruma maddeleri devreye girebilir.
Beş yılın sonunda akaryakıt dağıtım şirketinin değişmesi durumunda, yeni dağıtıcı ile yapılacak bayilik sözleşmesinde şarj istasyonunun (veya restoran zinciri, perakendeciler vs.) varlığının devamı istenebilir.
Gelecekte çok daha fazla sayıda farklı faaliyetler içinde olacak istasyonlarda akaryakıt veya elektrik dışında artacak kurumsal faaliyetlerde dağıtım şirketinin anlaşmanın neresinde olacağı önemli hale gelmektedir.
Belki de tüm faaliyetleri kapsamak üzere dağıtım şirketinin bünyesinde bir çatı anlaşması tercih edilecektir.
Radikal finansal ve operasyonel dönüşüm, tarafları birbirine bağlayan hukuki metinlerin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Dağıtıcının saha kullanımına ilişkin söz hakkıyla, şarj veya farklı hizmet sunan ve işletilmesini sağlayan uzman şirketlerin varlığı, dağıtım şirketi açısından yönetilmesi gereken yeni bir durum ortaya çıkarttı.
Bayilik, kira/intifa, mülkiyet ve yatırım sözleşmelerini birlikte incelemek gerekiyor. Mevzuatı ve rekabet hukukunu iyi bilmek şarttır.
Stratejik açıdan ise asıl soru şu: Dağıtıcı, istasyonun yeni faaliyet alanlarına nasıl katkı sağlayacak?
Dağıtıcı, faaliyetini ağırlıklı olarak yakıt tedariki etrafında sürdürebilir. Bu tercih, sermayeyi ve uzmanlığı bildiği alanda yoğunlaştırmasını sağlar. Ancak istasyonun diğer faaliyetleri büyürken kendi rolünün ve gelir imkânlarının nasıl değişeceğini de hesaplaması gerekir.
Her faaliyetin sahibi olmasa da uygun ortakları seçmesi, yatırımları doğru konumlandırması ve bayinin toplam kazancını artırmayı hedefleyebilir.
Bence geleceğe dönük en güçlü konum burada oluşabilir. Ancak bunun karşılığı, organizasyonda perakendecilik, elektrik altyapısı, yatırım analizi, dijital müşteri yönetimi ve ortaklık geliştirme yeteneklerini güçlendirmek söz konusudur.
İstasyonun Geleceğinde Kim Söz Sahibi Olacak?
Bu durum, enerji dönüşümünün akaryakıt dağıtım sektörü açısından en önemli yönetim meselelerinden biridir. Çünkü dönüşüm, satılan enerjinin türüyle birlikte yatırım kararlarını, gelir paylaşımını ve müşteriyle kurulan ilişkiyi de değiştirebilir. Aynı sahada faaliyet gösteren şirketlerin sayısı arttıkça, istasyonun bütününü kimin geliştireceği daha fazla önem kazanacaktır.
Geçmiş günlerde uzun dönemli şirket bayi sözleşmeleri yapılır ve şirket lehine mülkiyet üzerinde hukuki hak tesis edilirdi. Dolayısı ile yatırım kararları veya ticari işbirliklerinin daha net yürütüldüğü bir zaman birimi vardı. Rekabet hukuku gereğince bu kaldırıldı. Yatırım tutarları ise oldukça yüksek, kısa sürede geri dönmesi zor.
Nihayetinde akaryakıt istasyonları, tarihin en büyük sektörel kesişim noktalarından birine sahne olmaktadır. Akaryakıt pompalarının gölgesinde kalan perakende, gayrimenkul, gastronomi ve dijital oto bakım faaliyetleri, yakın geleceğin asıl değer üreticileri olarak merkeze yerleşmektedir.
İstasyon ağına sahip olmak, istasyonun geleceğinde söz sahibi olmaya tek başına yetmeyecek.
Ahmet Mert Yılmaz