Dijitalleşme, bir dış gücün zorlaması olmadan başlamıştır sektörümüzde.
Mevzuat gereği düzenleyici kurumların çıkardığı ilavelerle başarıyla sürdürülmüştür.
Modernleşme ve işleri daha etkin yapma güdüsü, dijitalleşme doğrultusunda sektörü birçok yeniliğe yöneltti.
Bugün bazı çözümler maliyetli olsa da, sektörü düzenleyen kurumdan maliyeye, dağıtım şirketlerinden istasyonlara ve neticede tüketiciye ulaşan işlemler dijital verilerle yönetiliyor.
Yapay Zekâ’ya bu konuda ne düşündüğünü sordum;
Her zamanki gibi gerçekçi ve çarpıcıydı sektörümüz için yanıtı.
‘’Dijitalleşme, hem dağıtım şirketleri hem de bayiler için artık verimlilik ve hayatta kalma konusu hâline geldi, dönüşmeyen oyun dışında kalır.’’
Ülkemizdeki dijitalleşme serüveninin erken başlaması ve gelişerek sürmesi gurur verici bir gelişmedir. 1980’li yılların ortasında istasyonlara koyduğumuz elektronik pompalar, erken dijitalleşmeye geçişin ‘’stand alone’’ örneğidir. Pompa adasından başka bir cihaza/yere bağlı değildi başka bir deyişle.
Sektörümüzün proaktif bir şekilde dijitalleşmeye kucak açmasının iki nedeni var;
İlk neden; 1985 sonrasında tekrar başlayan akaryakıt faaliyetlerinin disiplinsiz gelişmelere yol açmış olmasıdır. Tek bir örnek vermek gerekirse; ülkeye kontrolsüz giren akaryakıtın, istasyonlarda yeterli denetim yapılmadan satılması söylenebilir. O günlerde kullanılan mekanik yakıt pompalarının, ‘’suistimale’’ çok açık olduğunu belirtmeliyiz.
İkinci neden ise; haksız kazancın tüm boyutları ile ülkeyi sarmış olmasıdır. Mali denetim yapılmaz duruma gelmiş, sektörde takipsizlikten kaynaklanan ve basında geniş yer bulan vergi kaybı oluşmuştur.
Bu iki konu, akaryakıt sektörüne duyulan güvensizliğin nedenlerinin başında olmuştur.
Tüketici akaryakıtı, doğal olarak görmeden almaktadır. Kaçak akaryakıtın istasyonlarda satılmasıyla beraber, ‘’ucuz mazot, ucuz benzin’’ afişlerinin üstüne bir de, yakıtlara atık yağ, baz yağ ve türlü kimyasalların karıştırıldığı haberlerini görünce, sektörümüze güvenini kaybeder duruma gelmiştir.
EPDK’nın sektör ile tanışması ve ünlü 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun çıkması bu döneme denk gelmektedir.
Dürüst ticaret yapan dağıtım şirketleri ve bayiler söz konusu dönemde büyük zararlara uğramıştır. Tüketiciler aldatılmış, bozulan araçlarının tamir süreçleri ile baş başa bırakılmışlardır. Dağıtım şirketlerinin, bugün gördüğünüz, müşteri şikâyeti için oluşturdukları telefon sistemleri o günlerde başlamıştır.
Ürün kalitesi takip edilemez olmuştu. Bu da başka bir virüsü sektörümüze sokmuş; Dağıtım şirketleri birbirinin anlaşmalı istasyonlarına engel tanımaksızın ürün satmaya başlamışlardı.
Bir şirket bayiyi buluyor, yatırım yapıyor, ürün satarak ticaretini yapacak ama bir bakıyorsunuz şirketin bayisi; cazip tekliflerle başka dağıtım şirketinin tesisatında ürün dolum yapıyor!
Dolumu yapan dağıtım şirketi, hiç yatırım yapmadan zahmetsiz olarak ürünlerini diğer dağıtım şirketinin anlaşmalı bayisine satıyor.
Âlâ bir ticaret!
Böyle günlerden geçtik. Bakanlığa, Petrol İşleri’ne onlarca şikâyet dilekçesi, belgeli, fotoğraflı doküman yolladık.
Dijitalleşme, bir rekabet avantajından ziyade hayatta kalma aracıdır, güvendir, işin kolaylaştırılmasıdır, hata payının azalmasıdır. Kontrol ve verimliliğin, şeffaflığın, akaryakıt eko sisteminin önemli, vazgeçilmez dönüşümüdür.
Dijitalleşme, aynı zamanda akaryakıt sonrası döneme adaptasyonda da önemli rol oynayacaktır.
Elektrikli araçlar örneğin, doğası gereği dijitaldir. Şarj işlemi yazılımsız yapılamaz. Ölçüm, satış işlemleri, fiyatlama, faturalama, takip keza öyledir. Her işlem otomatik veri üretir
Dijitalleşmenin varlığına rağmen sistemi kapatan, olumlu yönlerinden yeterince yararlanmayan, denetimden kaçan, iyi olmayan örnekler görülüyor.
Günümüzde rekabet, sınırlı olarak fiyatta ama daha çok veri operasyonu ve müşteri yönetimi üzerinden yaşanıyor.
Dijitalleşme maliyetten ziyade iş faaliyetinizde yararlı bir yol arkadaşıdır.
Ahmet Mert Yılmaz