Küresel enerji piyasalarında Mart 2026 itibarıyla enerji koridorunun en kritik damarlarından biri olan Kerkük-Ceyhan hattında vanaların güvenlik gerekçesiyle kapatılması, zaten gergin olan piyasaları adeta ateşe attı. Petrolpiyasasi.com olarak analiz ettiğimiz bu gelişme, sadece bölgesel bir lojistik aksama değil, küresel bir arz krizinin habercisi niteliğinde.
İşte enerji dünyasını sarsan “Kuzey Kilidi” operasyonunun detayları:
Dünya henüz Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasıyla sarsılan Basra sevkiyatlarının şokunu atlatamamışken, Irak’ın tek alternatif çıkış yolu olan Türkiye hattının devre dışı kalması piyasaları “ikincil bir arz şoku” ile karşı karşıya bıraktı. Irak Petrol Bakanlığı, personel güvenliği ve altyapı risklerini gerekçe göstererek üretimi tamamen askıya aldığını duyurdu.
Eylül 2025’te büyük umutlarla yeniden açılan hattın kapanması, piyasadan devasa bir hacmi sildi:
Bu kesinti, Brent petrol fiyatlarını şimdiden %12’lik bir sıçrayışla 84 dolar bandına taşıdı. Analistler, sevkiyatın başlamaması durumunda üç haneli rakamların kaçınılmaz olduğunu öngörüyor.
Türkiye’nin enerji lojistiğindeki o kilit “oyun kurucu” rolü, maalesef bölgedeki fiziksel güvenlik riskleri nedeniyle geçici bir işlevsizlik sürecine girdi. Bu durum, Akdeniz üzerinden beslenen Avrupa rafinerilerini çok zorlu bir tercihle baş başa bırakıyor: Ya ambargolarla boğuşan Rus petrolüne yönelmek ya da lojistik maliyetleri tavan yapmış Atlantik ötesi kaynaklara mahkum kalmak.
Stratejik darboğaz, sadece bir boru hattının kapanması değil; Avrupa’nın enerji güvenliğinin en önemli kalesinin “fiziksel risk” bariyerine çarpmasıdır.