Merhaba,
PetrolPiyasası.com’daki yazılarıma, sadece petrol sektörünü değil bütün sektörlerin en önemli konusu olan insan hayatından söz ederek başlamak istiyorum.
Petrol Piyasası.com, sektörün tüm paydaşlarını kucaklayan; haberleri, gelişmeleri ve görüşleri duymamızı, görüş sahibi olmamızı sağlayan çok önemli bir platform. Çok büyük emeklerle hayata geçirildiğini biliyor, başarı ile yayınlarını sürdürmekte olduğunu izliyoruz.
—-
Bugünkü konumuz bizi kısa bir süre 1984 yılına götürecek.
Gelecek vadeden iki kişi, New York’un 42.caddesinde bulunan Mobil Oil’in uluslararası merkezi, dev gökdelen binasına girdik. Ben Mersin de Bölge Müdürü, değerli arkadaşım Mehmet Erbasan da İstanbul’da değerli bir görevde bulunuyor o zaman. Önemli bir otel zincirinin New York şubesinde grev var, yerlerimiz orada ayrılmış. Otelin yöneticileri kolları sıvamış tüm hizmeti, servisi onlar yapıyor. Kapı önünde daire çizmiş yürüyüp bağırarak grev yapanlar otelden çıkanlara tepki gösteriyor. Çünkü orada kalıyor, oteli kullanıyoruz. Otelin ana kapısından çıktığımızda orada kaldığımız için kızıp üzerimize hafif malzemeler fırlatıyorlar. Bunları savuşturarak aralarından geçiyor ve yürüyerek şirketin uluslararası merkez ofisine gidiyoruz. Türkiye o günlerde büyük bir ekonomik ‘’transformasyondan’’ geçiyor, seçimler bitmiş, biraz yol alınmış, dünyaya açılım için ekonomik reformlar başlamış vaziyette.
—-
Dünyanın birçok ülkesinden gelen genç yöneticilerin katıldığı toplantılar serisinde ülkelerimizdeki akaryakıt dağıtım sektörlerinin durumunu ve nasıl yol alacağımızı tartışacağız. Biz ülkemizde regülasyonlardan, kısıtlamalardan, devlet kontrolünden bağımsız oluşacak bir sektörün ayak seslerine doğru uzanan yolun başındayız. Fiyatlarımız, marjlarımız, tedarik olanaklarımız, istasyon malzemelerimiz aklınıza ne geliyorsa batı dünyasından farklı olarak son yıllarda yokluk yaşamış, istasyonlar önünde yakıt alabilmek için kuyruklara girmişiz. O toplantılarda ülkelerin temsilcileri ile aynı dili konuşmayan insanlardık biz; lisanımız İngilizceydi, o tamam da; aynı işi yapmamıza rağmen şirketlerimizin uygulamaları arasında benzerlikler çok ama çok azdı. Başka bir yazı konusudur Türkiye’nin akaryakıt sektöründe o günlerden 90’lı ve 2000’li yıllara uzunan yolculuğun kilometre taşları.
—-
Bizi orada birleştiren bir konu ile başladı toplantının ilki. Hiç alışık değiliz. Başta sözünü ettiğim evrensel konu bu. İnsan hayatı. Ona verilen değerin bir simgesi olarak toplantının açılışında ilk söylenen cümleleri duyduk. Toplantı yöneticisi daha bize merhaba demeden, günün, ayın programını izah etmeden önce tüm katılımcılara acil durumda kendimizi ve yanımızdakileri nasıl kurtarmamız gerektiğini anlatan cümleler ile başlıyor konuşmasına. Yangın vs. gibi bir durumda ne yapacağımızı, merdivenlerin yönünü acil çıkış kapısını gösteriyor. Anlamıyoruz neden bunları söylediğine. Biz aslında o anda insana verilen değere şahit oluyoruz. Öyle değil mi? Şimdi bunu hepimiz biliyoruz ve yapıyoruz artık. Önce iş konularından bahsedebilir, para kazanmanın, tüketicileri etkilemenin yollarını anlatmaya başlayabilirdi. Ama ilk konuşmacı, önce bizim sağlığımızı, emniyetimizi, güvenliğimizi ön planda tuttu.
—-
Yıllar geçti, dağıtım sektörümüz önce önemsemediği ama sonra başına gelen ciddi kazalardan sonra gerekli önlemleri almaya başlayan bir sektöre dönüştü. 2000 yılında bir istasyonda başımıza gelen ve gaz sıkışması nedeniyle patlayan bir istasyonumuz bizi kendimize getirdi. Meşhur üçlü; serbest yakıt buharı, hava ve elektrik kaynağı birleşince yapacağını yapmış, aileleri acı içinde bırakmıştı. Amerika’daki bir toplantıda insan unsuruna verilen değerin işimizde uyguladığımız detaylara yansıtılmaması, riskleri öngörüp gerekli değerlendirmenin yapılmaması faciayı getirmişti. İş yapma kültürümüzde bazı eksiklerimizin olduğu ortadaydı.
—-
Önce insan, dediğimizde bunu yaptığımız her işe yansıtmak mümkündür. O nedenle bu platformdaki ilk yazıma böyle başlanmak istedim. Petrol Piyasası Kanunu; bizim sektörümüzde hem çalışanlara hem de istasyonlarımıza gelen ‘’misafirler’’ için, iş sağlığı, güvenliğini ilgilendiren maddeleri zorunlu tutmuş, denetimli bir piyasanın oluşması için sağlıklı ve emniyetli çalışmayı önceliklendirmiştir.
—-
Petrolün, ‘’Downstream’’ yani petrolün rafine edilmesi, onlarca nihai ürüne dönüştürülmesi ve dağıtımı, ‘’Upstream’’ yani petrolün araştırılması, üretiminde, sağlıklı ve emniyetli çalışmak çok önemlidir. Büyük ve küçük ölçekli şirketler neden oldukları kazalar nedeniyle, yok olmuş, büyük zararlar etmiş ve çevreye inanılmaz ölçüde zararlar verebilmişlerdir. Bizim sektörümüz bunların örnekleriyle doludur.
—-
Sonuç itibar kaybı ve ticaretin bitmesidir.
O nedenle bu güzel platformdaki ilk yazımı çok önem vermemiz gereken konuya ayırdım.
Biz ticareti biliyoruz, müşterimizi memnun etmenin yollarını her gün güzel örnekleriyle sunuyoruz.
—-
Başımızı her gün yastığa huzurla ve işimizi iyi yapmanın bilinciyle koymak istiyorsak istasyonlarımızı, depo, tesislerimizdeki eksiklerimizi tespit edip gidermeye çalışmalıyız. Bizi uyaranları dinlemeli, güvenli çalışmanın şampiyonları olmalıyız. Hukuki süreçlerin bir parçası olmaktan uzak durmalıyız.
Son yıllardaki gelişmeler umut vericidir ama yeterli değildir.
Ahmet Mert Yılmaz
Kasım 2025