İstasyonun Görünmeyen Ortağı: Bankalar ve POS Komisyonu !

Yayınlama: 22.11.2025
Düzenleme: 22.11.2025 20:32
3.874
A+
A-

Bir akaryakıt istasyonuna dışarıdan bakan bir göz; sürekli girip çıkan araçları, dolup taşan pompaları ve yüksek rakamlı ciroları görür. “İşler tıkırında” der. Oysa işletmecilik lisansına sahip, bilanço okumayı bilen bizler için o pompaların sesi, uzun süredir “kazanç” değil, “gider” tıkırtısı olarak duyuluyor.

Bugün sektörün en büyük, en sessiz ve hiç risk almadan kazanan ortağını konuşacak olursak, bu kuşkusuz; Bankalar ve POS Komisyonlarıdır.

Cironun Büyümesi, Kârın Küçülmesi

Akaryakıt sektörü, ciroların çok yüksek olduğu ancak kâr marjlarının yoğun rekabet gereği oldukça sınırlı olduğu bir yapıdır. Bizler, sattığımız yakıtın üzerindeki devasa vergi yükünün (ÖTV + KDV) tahsilat veznedarı gibi çalışırken, bir de bu tahsilatın maliyetini sırtlanıyoruz.

Matematik yalan söylemez. Bir müşteri istasyona gelip deposunu doldurduğunda; ödediği tutarın içindeki ürün maliyetini, dağıtıcı payını ve vergileri düştüğünüzde bayiye kalan marj bellidir. Ancak banka, POS cihazından kartı geçirdiğinde, sadece bizim kârımız üzerinden değil; devletin vergisi ve ürünün maliyeti dahil “toplam ciro” üzerinden komisyon kesiyor.

Yani biz, devlet adına topladığımız verginin bile komisyonunu bankaya ödüyoruz.

Sabit Marj vs. Değişken Gider

Enflasyonist ortamda personel giderleri artıyor, elektrik faturaları katlanıyor, genel işletme giderleri tavan yapıyor. Tüketiciyi korumak adına tavan fiyat veya kâr paylaşımları mevzuat kapsamında belirleniyor.

Bildiğiniz üzere; 5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında, kartlı ödemelerde ek ücret talep edilmesi yasaklanıyor. Ancak akaryakıt sektörü dışındaki sektörlerin tamamında (beyaz eşyadan teknolojiye), kredi kartı ile ödemede tüketiciye “vade farkı” yansıtılarak bu maliyet dengelenmektedir. Akaryakıt bayisi ise bu maliyeti sineye çekmek zorunda bırakılmaktadır.

Bankalar, faiz oranlarındaki değişimleri anında POS komisyonlarına yansıtırken, bayi kâr marjı aynı esneklikte artmıyor. %3’leri, %4’leri bulan komisyon oranları, bayinin zaten %5-6 bandında (veya daha düşük) olan brüt kârının yarısından fazlasını “tek tuşla” yutuyor. Hatta bazen kampanyalı faiz oranları adı altında sunulan oranlar, sessiz sedasız iptal edilip yüksek orandan komisyon kesintisi yapılabiliyor.

Yılın 365 günü hizmet veren bayi, riski alan bayi, yatırımı yapan bayi, 7/24 operasyonu yöneten bayi; ancak pastanın kaymağını yiyen, hiçbir operasyonel riske girmeyen finans sistemi… İşte bu sürdürülebilir değildir.

Çözüm Ne Olmalı?

Sektör temsilcileri olarak talebimiz net olmalı. Bu sadece bir “şikayet” yazısı değil, bir çözüm çağrısıdır:

  1. Stratejik Sektör Ayrımı: Akaryakıt bir lüks tüketim değil, stratejik bir emtiadır. BDDK ve Merkez Bankası nezdinde, akaryakıt istasyonlarına uygulanan POS komisyon oranlarına “sektörel bir üst sınır” getirilmelidir.

  2. Vergi Üzerinden Komisyon Alınamaz: Bankalar, devletin vergisi üzerinden komisyon kazanmamalıdır. Teknik olarak zor olsa da, matrah üzerinden bir komisyonlandırma sistemi üzerine çalışılmalıdır.

  3. Nakit İndirimi Serbestisi: Diğer sektörlerde olduğu gibi tüketiciye yansıtılacak şeffaf bir “Nakit / Kredi Kartı” fiyat farkı uygulaması yasal zemine oturtulmalı ve rekabet kuralları buna göre esnetilmelidir. Kartın maliyetine katlanmak istemeyen tüketiciye indirim hakkı tanınmalıdır.

  4. Değerli Bayiler, Doğru Hesap Yapın: İşletmelerinizin tüm gider kalemlerini alt alta yazın, sadece satış hacmine odaklanmayın, kârlılık hesaplarınızı detaylandırın. Rekabet koşullarını “ciroya” göre değil, “gerçek kârlılığınıza” göre belirleyin.

Eğer bu “gizli ortaklık” yapısı değişmezse, özellikle Anadolu’daki düşük tonajlı, tek istasyonlu bayilerin ayakta kalması matematiksel olarak imkânsız hale gelecektir. Bankaların bilançolarında “küçük bir kalem” olarak görünen bu oranlar, akaryakıt bayisinin kârlılığında hayati bir gider kalemidir.

Fırat Elçik, Gazi Üniversitesi İşletme Eğitmenliği bölümündeki lisans eğitimini tamamladıktan sonra Toros Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik programında yüksek lisans eğitimine başladı. Kariyerine uluslararası lojistik, akaryakıt istasyonu işletmeciliği, hukuk danışmanlığı ve sigorta sektörlerinde faaliyet gösteren aile şirketlerinde başlayarak farklı birim ve alanlarda görev aldı. Hâlen gruba bağlı şirketlerde Finans Yöneticisi olarak görevini sürdürmektedir. Fırat Elçik, 2025 yılından itibaren PetrolPiyasasi.com’da köşe yazıları kaleme almaktadır.
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Ahmet Mert Yılmaz dedi ki:

    Kredi Kartı konusundaki yazınızı okudum, hak verdim elbette. Bu maliyete katlanmak gayet zordur. Özellikle devletin topladığı vergi üzerinden ciro bazlı komisyon oranının varlığı daha da karmaşık bir durum yaratmaktadır. Bu ülkeye istasyonlardan kartlı satışı getiren bir iki kişiden biriyim. O günlerde de marj derdimiz vardı. Kuyumculara ve bize istisna getirtmiştik, yıl 1993. Ne oldu biliyor musunuz? Bunu, 1995/1996 yılında bozan yine bazı bayiler oldu, kart komisyonu almamak için şehir merkezlerinde afiş astılar ve bunu bir promosyon aracı yaptılar. Çok söyledik, olmadı, vazgeçmediler. Kart çıkaranlar (Visa, Master Card) tartışmayı görünce; bir emteanın fiyatı nakit ve kart kullanınca değişmez bu kart felsefesine aykırıdır, dediler. Dağıtım şirketi olarak bayilere, elinizdeki avucunuzdakini bu kadar kolay piyasaya vermeyin dedikçe durum hiç değişmedi. Rekabet Hukuku çok doğru bir kavramdır ancak dağıtım şirketi kurmak bu kadar olmamalı, önemli kriterler sunmalısınız, taslaktakiler yetmez demiştik Petrol Piyasası Kanunu çıkarken. Bunları söylerken rekabeti etkileyen kilometre tahdidini yıkan yaratıcı çözümleri ve istasyon çokluğu yaratacak uygulamaları da unutmamak gerekiyor. Saygılarımla…

LinkedIn8.00k
X (Twitter)3.00k
Instagram8.00k
Facebook8.00k
WhatsApp3.00k