Petrol piyasalarının gündemi çoğu zaman ekonomik verilerle açıklanmaya çalışılır; ancak perde arkasında asıl belirleyici olan çoğu kez jeopolitik gerilimlerdir. Özellikle Doğu Akdeniz ve Orta Doğu, yalnızca petrolün değil, küresel siyasetin de merkez ekseni hâline gelmiş durumda. Bu iki bölgedeki her gelişme, uluslararası petrol fiyatlarına doğrudan etki ediyor ve dünyayı bir anda daha pahalı bir enerji dönemine sürükleyebiliyor.
Küresel petrol piyasalarının gerçek ağırlık merkezi ise hâlâ Orta Doğu. Suudi Arabistan’ın üretim politikaları, İran üzerindeki yaptırımlar ve Körfez’deki güvenlik riskleri, uluslararası petrol fiyatlarını belirleyen unsurların başında geliyor.
Özellikle Hürmüz Boğazı, petrol ticaretinin en kritik dar geçidi. Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri bu koridordan taşınıyor. Bölgede yaşanan her askeri gerilim, taşımacılık ve sigorta maliyetlerini bir anda yükseltiyor; bu da rafineri maliyetlerine ve nihayetinde pompa fiyatlarına zincirleme şekilde yansıyor.
İran-Suudi Arabistan ilişkilerinin seyrinden Yemen’deki çatışmalara, Irak’ın iç istikrarından Suriye’deki gelişmelere kadar geniş bir coğrafyada atılan her adım, petrol piyasasının günlük seyrini değiştirme gücüne sahip.
Enerji tüketiminin yaklaşık tamamını ithalatla karşılayan Türkiye, jeopolitik dalgalanmalardan en hızlı etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Brent petrolünde yaşanan her 10 dolarlık artış, Türkiye’nin yıllık enerji faturasını 4–5 milyar dolar yükseltebiliyor.
Buna ek olarak Türkiye, önemli petrol ve gaz boru hatlarının geçiş noktası. Irak-Türkiye boru hattı, TANAP ve BTC gibi kritik hatlarda yaşanabilecek kesintiler, hem arz güvenliği hem de piyasa dengesi açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor.
Önümüzdeki dönemde petrol fiyatlarında volatilitenin düşmesi pek mümkün görünmüyor. OPEC+’ın daha sıkı üretim stratejileri, ABD kaya petrolü üretimindeki dalgalanmalar, bölgesel çatışmalar ve enerji geçişinin yarattığı belirsizlikler, jeopolitik risk priminin kalıcılaşacağına işaret ediyor.
Kış aylarına girilirken Orta Doğu’daki her gerilim, Doğu Akdeniz’deki her anlaşmazlık, fiyatları yukarı çekme potansiyeli taşıyor. Enerjiyi ithal eden ekonomiler için bu durum hem bütçe disiplinini hem de enflasyon hedeflerini zorlayan bir tablo yaratabilir.
Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafya, yalnızca enerji rezervleriyle değil, siyasi kırılganlıklarıyla da küresel petrol piyasalarının kaderini belirliyor. Jeopolitik risklerin yoğunlaştığı bir dönemde, petrol fiyatlarının ekonomik göstergelerden çok diplomatik gelişmelere duyarlı olması şaşırtıcı değil.
Türkiye açısından ise bu riskleri doğru okumak, enerji güvenliğini çok boyutlu bir stratejiyle ele almak ve alternatif kaynaklara yönelmek artık zorunluluk hâline gelmiş durumda. Çünkü petrol fiyatlarının kaderi, bu bölgelerdeki gelişmelerle birlikte yazılmaya devam ediyor.