İSTANBUL – Zülfikarlar Grubu bünyesindeki TP Türkiye Petrolleri, konkordato ilanının ve mahkemeden geçici mühlet kararı çıkarmasının ardından toplu işten çıkarma iddia dalgasıyla sarsılıyor.
Çalışanlar, işten çıkarmaların “hiçbir gerekçe gösterilmeden” yapıldığını iddia ediyor!
Sahadan gelen bilgilerde şu iddialar yer alıyor:
– Hatay/Dörtyol tesisinde dün saat 16:00 civarında, evraklarıyla beraber gelen müdürlük temsilcisi Tesis Müdürü tarafından 17 çalışana herhangi bir gerekçe gösterilmeden imza attırılarak işten çıkarıldıkları ileri sürülüyor.
– İddialara göre, çıkarılan çalışanların 2 aydır mesailerinin ve tazminat hakları ödenmiş değil.
– Şirketin merkez ofisi ve diğer tesislerinde de toplu işten çıkarmaların devam ettiği belirtiliyor.
– Sektörde gözler ise bu sürecin denetiminden sorumlu olarak gösterilen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na çevrildi.
Konkordato ve Geçici Mühlet Süreci
Yaklaşık 10 gün önce TP Türkiye Petrolleri borçlarını yeniden yapılandırmak için konkordato ilan etti. Geçtiğimiz günlerde ise İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Zülfikarlar Grubu‘na bağlı altı şirket ve bir gerçek kişi hakkında alacaklılara karşı koruma sağlayan “geçici mühlet” kararı verdi. Bu karar, şirketlere nefes aldırmayı ve bir çıkış yolu bulmaları için zaman tanımayı amaçlıyor.
“Gerekçesiz” İşten Çıkarmalara Tepki
Ancak bu hukuki koruma süreci, şirketin çalışanlarına yönelik “toplu ve gerekçesiz” işten çıkarma uygulamalarına engel olamadı. Şirket içinden gelen bilgilere göre, İş Kanunu’nda toplu işten çıkarmalar için öngörülen “geçerli neden” bildirimi ve 30 günlük bildirim süresi gibi yükümlülüklere uyulmadan çalışanlar işten çıkarılıyor.
(İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir.)
Eleştirilerin Odağında Düzenleyici Kurumlar Var
Yaşananlar, EPDK ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın rolünü ve bu süreçteki tutumunu gündeme getirdi.
· EPDK’nın Sorumluluğu: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), şirketin lisans sahibi olarak piyasa istikrarı, tüketici ve tedarikçi haklarının korunması için bir dizi önlem almıştı. Ancak, şirketin en değerli varlığı olan insan kaynağının korunması ve bu sürecin sosyal boyutu konusunda EPDK’nın herhangi bir açıklama yapmamış veya önlem almamış olması dikkat çekiyor. Şirketin operasyonel sürekliliği, nitelikli iş gücünün korunmasına bağlıyken, yaşanan işten çıkarmaların bu sürece etkisi endişe yaratıyor.
· Çalışma Bakanlığı’na Çağrı: Konu, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yetki alanına giriyor. İş Kanunu’na aykırı olduğu iddia edilen bu uygulamalar karşısında Bakanlığın denetim mekanizmalarını harekete geçirip geçirmediği ise bilinmiyor.
“Sessizlik Kabul Edilemez”
Konuya ilişkin değerlendirme yapan bir hak savunucusu, “Bir tarafta şirketin finansal olarak ayakta kalması için hukuki koruma sağlanırken, diğer tarafta çalışanların temel iş güvencesi hakları hiçe sayılıyor. Sessizlik kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
Sonuç
Zülfikarlar Grubu’nda yaşananlar, finansal kriz süreçlerinde çalışan haklarının nasıl korunacağına dair önemli bir sınav oluşturuyor. Gözler, “geçici mühlet” kararının çalışanlara karşı bir “kalkan” olarak kullanılıp kullanılmadığını soruşturmak üzere ilgili bakanlık ve düzenleyici kurumlara çevrilmiş durumda. EPDK ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan konuya ilişkin bir açıklama gelene kadar, TP Türkiye Petrolleri çalışanlarının gelecek endişesi devam edecek gibi görünüyor.
Konu ile ilgili sorumuzu Petrolpiyasasi.com Hukuk Danışmanı Avukat Ali Topçu yanıtladı;
Şirketin konkordato ilan etmiş olması, tek başına ve doğrudan toplu işçi çıkarma için “geçerli bir sebepmidir, Çalışana Tavsiyeleriniz Nedir ?
Cevap olarak:
Şirketin konkordato ilan etmiş olması, tek başına ve doğrudan toplu işçi çıkarma için “geçerli bir sebep” değildir. Ancak, konkordatodan kaynaklanan ekonomik zorunluluklar, bir geçerli sebep oluşturabilir. Aradaki bu ince çizgiyi aşağıda açıklıyorum.
Detaylı Açıklama:
Konkordato, şirketin iflas etmesini önlemek için borçlarını yeniden yapılandırdığı bir “koruma” sürecidir. Ancak bu koruma, çalışanların iş güvencesi haklarını tamamen ortadan kaldırmaz.
İş Kanunu’na göre, iş güvencesi kapsamındaki bir işçiyi çıkarabilmek için iki temel “geçerli sebep” kategorisi vardır:
Konkordato, doğrudan “işletmenin gerekleri” kapsamında değerlendirilir. Ancak mahkemeler ve Yargıtay, işverenin bu gerekçeyi kullanabilmesi için çok somut koşullar aramaktadır.
Konkordatoda Geçerli Fesih İçin Gereken Şartlar:
İşverenin, “Konkordato ilan ettik, bu yüzden çıkarıyoruz” demesi yetersizdir. Şu şartları taşıması gerekir:
Zorunluluk (Son Çare İlkesi): İşçi çıkarmanın, şirketin varlığını sürdürebilmesi için kaçınılmaz ve son çare olması gerekir. İşveren, fesih dışında tüm alternatifleri (ücretsiz izin, kısa çalışma ödeneği, ücretlerde geçici indirim, işçiyi başka bir bölüme kaydırma vb.) denediğini veya bunların mümkün olmadığını ispatlamak zorundadır.
Nedensellik Bağı: Çıkarılan her bir işçi veya pozisyon ile konkordato sürecinden kaynaklanan somut ihtiyaç/faaliyet azalması arasında doğrudan bir bağ olmalıdır. Örneğin, “Satışlarımız %70 düştü ve bu nedenle satış departmanında yapılanmaya gidiyoruz” gibi somut bir gerekçe sunulmalıdır.
Ölçülülük: Yapılan işten çıkarmanın kapsamı, şirketin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının boyutuyla orantılı olmalıdır. 10 kişilik bir tasarrufla kurtulabilecek bir şirketin 100 kişiyi topluca işten çıkarması “ölçülü” bulunmaz.
Objektif ve Tarafsız Seçim Kriterleri: Hangi işçilerin çıkarılacağı, önceden belirlenmiş objektif kriterlere (kıdem, performans, vasıf, işletmenin ihtiyaçları vb.) dayanmalıdır. Sendikalı, hamile veya askerlik gibi nedenlerle ayrıcalıklı koruma altındaki işçilerin keyfi olarak seçilmesi feshi geçersiz kılar.
Usul Kurallarına Uygunluk:
· Yazılı Bildirim: Fesih bildirimi mutlaka yazılı olmalıdır.
· Sebep Gösterme: Bildirimde, konkordatodan kaynaklanan “işletmenin gerekleri” gerekçesi açıkça belirtilmelidir.
· Savunma Alma (Kısmen): Eğer fesih, işçinin kişisel durumundan ziyade genel bir yapılanma nedeniyle yapılıyorsa savunma alma zorunluluğu olmayabilir. Ancak, “seni şu performansın nedeniyle değil, departman kapatıldığı için çıkarıyoruz” denilse bile, işçinin seçim kriterlerine itiraz etme hakkı olabilir. Bu nedenle savunma almak her zaman en güvenli yoldur.
· Toplu İşçi Çıkarma Bildirimi: Belirli sayının üzerinde (2 hafta içinde 10’dan fazla, 20’den fazla, 30’dan fazla – işyeri büyüklüğüne göre değişir) işçi çıkarılacaksa, bu durum en az 30 gün önceden Türkiye İş Kurumu’na ve varsa sendikaya bildirilmelidir.
Sonuç ve Çalışana Tavsiyeler:
· “Konkordato, otomatik işten çıkarma hakkı vermez.” Bu, en önemli çıkarımdır.
· Eğer konkordato ilan eden bir şirkette işten çıkarıldıysanız ve yukarıdaki şartların (özellikle zorunluluk, ölçülülük, objektif kriterler) sağlanmadığını düşünüyorsanız, fesih geçersiz olabilir.
· Yapılacak İlk Şey: Fesih bildiriminizi aldıktan sonra derhal bir iş hukuku avukatına başvurun. Çünkü işe iade davası için fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren 1 aylık çok kısa bir süreniz var.
· Avukatınız, şirketin konkordato dosyasını inceleyerek, işten çıkarmanın gerçekten “son çare” olup olmadığını ve usul kurallarına uyulup uyulmadığını değerlendirecektir.
Özetle, konkordato işten çıkarma için bir “kalkan” değil, ancak belirli çok sıkı şartlarla kullanılabilen bir “gerekçe” olabilir. İşverenin bu yükü taşıyıp taşımadığı, ancak hukuki bir süreçle netleşir.