Petrol piyasası aktörlerinin bu süreçte karşılaşabileceği hukuki riskleri,Topçular Hukuk & Danışmanlık’ın sektörel incelemeleri ve güncel idari yargı dinamikleri ışığında dört ana başlıkta ele aldık.
1. İdari Yaptırımlarda Net Satış Hasılatı Tuzağı ve Cezaların Şahsileştirilmesi
1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni tebliğ, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu kapsamındaki idari para cezalarının hesaplanma usulünde kritik bir eşiği işaret ediyor.
Bazı ağır ihlallerde maktu cezalar yerine, ilgili tüzel kişinin bir önceki mali yıl sonu tablolarında yer alan “net satış hasılatının binde beşi” oranında ceza kesilmesi kuralı uygulanıyor. Bu durum, düşük kar marjı ancak devasa işlem hacmiyle çalışan akaryakıt dağıtım şirketleri için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Hukuki açıdan en büyük tartışma, “cezada şahsileştirme” ve “ölçülülük” ilkeleri ekseninde yaşanacaktır. İhlalin niteliği, piyasaya olan etkisi ve haksızlık içeriği değerlendirilmeden, yalnızca şirketin ciro büyüklüğü üzerinden otomatik bir oransal ceza kesilmesi, idari işlemin sebep ve konu unsurları bakımından sakatlık doğurabilir.
Şirketlerin olası bir yaptırımda, mali tablolarındaki brüt/net satış ayrımlarını çok iyi belgelendirmesi ve idari yargıda iptal davalarını “ölçülülük ilkesine aykırılık” temeline oturtması gerekecektir
2. Akaryakıt Promosyonlarında Yeni Dönemin Rekabet Hukukuyla Çakışmaları
1 Nisan 2026’dan itibaren tüketiciye sunulacak finansal promosyon, ücretsiz veya indirimli ürün kampanyaları yeni bir hukuki zemine oturuyor. EPDK’nın bu esnekliği, sektörde rekabeti canlandırmayı hedeflese de bayiler ve dağıtıcılar arasındaki dikey ilişkilerde yeni hukuki ihtilaflara gebedir. Dağıtıcı şirketlerin, bayilerini belirli promosyon kampanyalarına katılmaya zorlaması veya katılım maliyetlerini tek taraflı olarak bayiye yüklemesi, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında “dikey anlaşmalarda rekabet ihlali” olarak değerlendirilebilir. Bu süreçte bayilik sözleşmelerinin; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, EPDK mevzuatı ve Rekabet Kurulu kararları üçgeninde acilen revize edilmesi, kampanya katılım şartlarının ve maliyet paylaşım mekanizmalarının sözleşmelere açıkça derç edilmesi hayati önem taşımaktadır.
3. Geçici Haklar ve Süre Uzatımlarında İdarenin Sözleşme Serbestisine Müdahalesi
Mart ayı sonunda alınan kararla, TP Petrol Dağıtım A.Ş. bayilerine tanınan geçici dağıtıcı değiştirme hakkının 30 Haziran 2026’ya kadar uzatılması, sektördeki bayi transferlerini (intifa ve bayilik sözleşmesi fesihlerini) hızlandıracaktır. Ancak buradaki asıl hukuki handikap, 30 Haziran 2026 tarihine kadar yeni sözleşmelerini Kurum’a sunmayan bayilerin lisanslarının “resen tadil edilmesi” riskidir. Özel hukuk kişileri arasındaki sözleşme kurma özgürlüğüne, idari bir süre sınırı getirilmesi ve buna lisans iptali/tadili gibi ağır bir yaptırım bağlanması, Anayasa’nın 48. maddesindeki “Sözleşme Hürriyeti” ile doğrudan temas etmektedir. Bayilerin bu geçiş sürecinde yaşayabileceği marka hakkı uyuşmazlıkları ve intifa bedellerinin iadesi süreçleri, önümüzdeki dönemin en popüler ticari davaları arasında yer alacaktır.
4. Ulusal Stok Yükümlülüğü ve Artan Maliyetlerin Yönetimi
2026 yılı için metreküp ve ton bazında yeniden belirlenen Gelir Payı Bedelleri, enerji arz güvenliğinin finansmanı için zorunlu olsa da şirket bilançolarında ciddi bir yük oluşturmaktadır.
Hukuki perspektiften incelenmesi gereken ana husus, ulusal stok yükümlülüğünün ihlali halinde uygulanacak ağır yaptırımlar ve bu süreçte idarenin “mücbir sebep” tanımlamalarına ne kadar esnek yaklaşacağıdır. Küresel tedarik zincirindeki anlık kopmalar nedeniyle stok yükümlülüğünü süresinde yerine getiremeyen bir şirkete kesilecek fahiş para cezaları, mücbir sebep def’i ile idari yargıya taşınacaktır. Ayrıca, artan gelir payı bedellerinin tüketici fiyatlarına (pompa fiyatlarına) ne ölçüde ve nasıl yansıtılacağı, EPDK’nın tavan fiyat (marj) denetimleriyle doğrudan çatışma potansiyeli taşımaktadır.
Sonuç Olarak;
2026 yılı, petrol piyasası aktörleri için salt ticari operasyonların değil, aynı zamanda proaktif hukuki risk yönetiminin ön plana çıktığı bir yıl olacaktır. Şirketlerin ve bayilerin, standart sözleşme metinlerinden uzaklaşarak, EPDK kararlarını ve idari yaptırım risklerini gözeten dinamik bir hukuki altyapı kurmaları elzemdir.
Av. Ali Topçu