Rus enerji devi Lukoil, uluslararası yaptırımların baskısı altında yurt dışı varlıklarını gözden geçirirken, Türkiye’deki 414 akaryakıt istasyonundan oluşan geniş bayi ağı, ülkenin günlük akaryakıt arz güvenliğinin ve binlerce kişinin geçim kaynağının merkezinde yer alıyor.
Bu durum, söz konusu bayi ağının geleceğine dair öngörüleri kritik hale getiriyor.
Haberimize geçmeden bilgilendirme yapma gereği duyuyoruz: Lukoil markasının Türkiye’deki faaliyetleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından lisanslandırılan ana şirket olan AKPET Akaryakıt Dağıtım A.Ş. üzerinden yürütülmektedir.
Bir başka ifadeyle, AKPET, Türkiye’de Lukoil markası ile akaryakıt dağıtım faaliyetlerini resmi olarak sürdüren şirkettir.
Olası Senaryolar:
1. Senaryo: Marka Değişimi ve Operasyonel Devamlılık (En Olası Senaryo)
· Lukoil, uluslararası yaptırımlar nedeniyle marka lisansını ve tedarik anlaşmalarını sonlandırmak zorunda kalabilir.
· Bu durumda, mevcut Akpet bayilerinin başka bir uluslararası markaya geçmesi zor görünebilir; bunun yerine yerli bir markaya geçiş yapması daha güçlü bir olasılıktır.
· İstasyonların fiziki altyapısı, mülkiyeti ve işletmeciliği aynen kalır. Sadece “Lukoil” logosu değişir ve tedarik kaynağı farklılaşır. Bu, piyasa için en az sarsıntılı ve en hızlı çözümdür.
2. Senaryo: Zorunlu Devir veya Satış
· Yaptırımların baskısıyla Lukoil/Akpet, bu bayi ağının tamamını veya bir kısmını satışa çıkarabilir. Buradaki en olası alıcılar:
· Diğer Büyük Enerji Şirketleri: Türkiye pazarına girmek veya pazar payını artırmak isteyen diğer uluslararası veya bölgesel oyuncular.
· Yerli Enerji Konsorsiyumları: Türk şirketlerinin bu geniş bayi ağını satın alarak yeni bir ulusal marka yaratması.
Hibrit Model: Stratejik Varlıkların Devlet Kontrolü
· Stratejik altyapılar için devlet müdahalesi veya BOTAŞ’ın devreye girmesi söz konusu olabilirken, perakende akaryakıt satışı rekabetçi bir piyasa olduğu için bu bayi ağının doğrudan devletleştirilmesi pek olası görünmüyor.
· Devletin rolü, daha ziyade, bu geçiş sürecinin istikrarlı bir şekilde yönetilmesini ve akaryakıt arzında kesinti olmamasını sağlamakla sınırlı kalacaktır.
Genel Görüş ve Öngörü:
· Kısa Vadede: Paniğe gerek yok. Türkiye’deki akaryakıt dağıtım pazarı olgun ve dinamiktir. 414 istasyon, diğer büyük markalar için derhal doldurulabilecek cazip bir pazar boşluğu anlamına gelir.
· Orta Vadede: Bu bayi ağı üzerinde bir mülkiyet değişimi ve marka değişimi yaşanması yüksek ihtimaldir. Süreç, Lukoil’in uluslararası yaptırımlara nasıl uyum sağlayacağına ve Türk yetkili makamlarının (EPDK – Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu) süreci nasıl yöneteceğine bağlı olarak şekillenecektir.
· Türkiye Açısından Risk ve Fırsat:
· Risk: Geçiş sürecinde yaşanacak herhangi bir aksama, bölgesel akaryakıt tedarikinde kısa süreli sıkıntılara yol açabilir.
· Fırsat: Türk iş dünyası için, bu geniş bayi ağını devralarak Türkiye merkezli güçlü bir enerji dağıtım şirketi yaratmak için büyük bir fırsat doğabilir.
Sonuç ve Değerlendirme:
Bayilerin herhangi bir panik havasına kapılmaması önem arz etmektedir. Lukoil’in Türkiye’deki bayi ağı, akaryakıt tedarik zinciri açısından stratejik bir değere sahiptir. Bu nedenle, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) gibi düzenleyici otoritelerin, olası şok etkilerini önleyici adımları hızlı ve etkin biçimde devreye alması beklenmektedir.
Nitekim daha önce benzer süreçler TP (Türkiye Petrolleri) özelinde başarıyla yönetilmiş ve ortaya çıkabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmiştir.
Bu bağlamda; bayiler, tüketiciler ve çalışanlar için oluşabilecek riskler, piyasanın dinamik yapısı ve düzenleyici kurumların kararlı tutumu sayesinde kriz değil, bir pazar dönüşümü fırsatı olarak değerlendirilebilir.
Türk enerji sektörünün esnekliği ve adaptasyon yeteneği, bu süreci yönetmek adına güçlü bir teminat niteliği taşımaktadır.