Akaryakıt Sektöründe Konsolidasyon: Rekabet mi, Sürdürülebilirlik mi?

Yayınlama: 21.05.2026
Düzenleme: 21.05.2026 00:05
A+
A-

Faaliyet masraflarını pompaya yansıtamayan küçük ve orta ölçekli dağıtım şirketlerini neler bekliyor? Ahmet Mert Yılmaz, sektörün yeni dönüşüm şifrelerini kaleme aldı.

Konsolidasyon terimini, akaryakıt sektöründe duymayan yoktur.


Parçalı yapıların birleşerek daha güçlü bir yapı oluşturulması anlamına gelir.


İş dünyasında konsolidasyon; tek başına ayakta kalmakta zorlanan şirket veya şirketlerin, bir araya gelerek ya da birinin altında toplanarak yeni şirket oluşturmaları sonucunda küçük oyuncuların azalması demektir.


Hangi seviyede ve nasıl yapıldığı önemlidir.

Uluslararası şirketlerin konsolidasyonun içinde olması konuyu daha da ilginçleştirir; özellikle dikey bütünleşmesi çok güçlü olanların, petrol sektörünün canlanmasına neden olabileceği bilinir.

Konsolidasyon, teorik olarak piyasada rekabeti azaltacak bir oluşum gibi gözükse de genelde verimlilik sağlar.  

Ülkemizdeki akaryakıt sektöründe, rekabeti artırmak için alınan kararlar fiili olarak 2010 yılından itibaren uygulandı. Anımsıyoruz; İki temel konu vardı. Bayi şirket sözleşmelerinin 5 yıl ile sınırlanması ve dağıtım şirketi kurmanın kolaylaştırılması. Sektör o dönemden sonra radikal olarak dönüşmeye başladı. Şirket sayısı birdenbire arttı.


Son yazılarımda sözünü ettiğim; tavan baskısı ve taban rekabeti yoğun olan piyasalarda, küçük şirketlerin ayakta kalması zordur. Küçük veya orta ölçekli dağıtım şirketlerinin iskonto yapma gücü dâhil, tüm girişimleri kısıtlı kalır; çünkü büyük şirketler o uygulamaların hepsini yapabilecek güçtedir. Pompa fiyatlarının baskılanması neticesinde, makro dengelerin yarattığı faaliyet masraflarını fiyatlara tam anlamıyla yansıtamayan küçük ve orta ölçekte şirketler, olumsuz nakit akışı ve kârsızlık nedeniyle piyasadan çekilebilir.


Peki, konsolidasyonun rekabeti arttırdığı durumlar oluşmaz mı?

Teorik olarak, olur, hatta bir çırpıda sayabileceğimiz yararları da olabilir. Konsolidasyon, ölçek ekonomisi sağlar, maliyetleri düşürür. Zayıf şirketlerin başına gelen sürdürebilirlik problemi giderilir, dijitalleşme ve elektrifikasyon gibi sektörün dönüşmesine neden olacak gelişmeleri kolay finanse ederler. Büyük şirketlerin arasında da rekabet olur.


Ben ülkemizdeki duruma şu pencereden bakıyorum.

Konsolidasyon rekabeti azaltıyor mu yoksa sürdürülemez yapıları temizliyor ya da azaltıyor mu?

Her ikisinden de gördük ülkemizde, elbette daha görebiliriz.

Ayrıca ülkemizde, satılıp daha güçlü ellere geçen şirketler de oldu, kanımca daha da olabilir!

Rekabetin konumu açısından 1995 den sonraki şartlar farklı, bugünkü şartlar ise farklıdır. Şirketler ve konsolidasyon ihtimalleri konuşulurken içinde bulunduğumuz ortama nasıl geldiğimizi hatırlamakta fayda olabilir.

O günlerde piyasanın yüzde yüzüne sahip beş şirket vardı, akaryakıt krizinden çıkılmıştı, piyasanın yüzde yetmişine sahip devlet şirketinin (PO) özelleştirilmesi sonuçlanmıştı.

Madeni Yağ toptancıları vardı hem de çok güçlü olanlar. Bunlardan bazıları, akaryakıt krizinde dağıtım şirketleri tarafından desteklendi.

Daha çok madeni yağ satmaları için akaryakıt yokluğunda onlara full tanker yakıt veriliyordu, genellikle motorin. Yağ bayinin istasyonu yoktu ama kiralık tankerle gelip yakıt alıyor ve serbestçe satıyordu. Lisans gerekliliği vs. yoktu o zaman.


Neden yapıyordu dağıtım şirketleri bunu?

Madeni yağ ürünleri, dağıtım şirketlerinin en büyük gelir kaynağıydı.

Madeni yağ bayileri, elde ettikleri (pazardaki kısıtlı olan) akaryakıt gücüyle küçük rakiplerine göre kolaylıkla madeni yağ pazarlıyorlardı. Toptan madeni yağ işi yapanlar, dağıtım şirketlerinden elde ettikleri akaryakıtı, çoğunlukla akaryakıt bulamayan dağıtım şirketlerinin anlaşmalı istasyonlarına satıyor ya da toptan olarak fabrika, çiftçi, yüklenici veya nakliye şirketlerini hedef alıyorlardı. O günün deyimiyle dağ taş madeni yağ dolmuştu, depolar taşıyordu.


Dağıtım şirketinin yakıtı varsa neden hepsini istasyon bayilerine vermiyordu da istasyonu olmayan yağ bayilerine veriyordu diye sorabilirsiniz. Belirttiğim gibi bu sorunun yanıtı; tamamen daha fazla madeni yağ satabilmekti. Büyük madeni yağ toptancıları beş dağıtım şirketinin birer distribütörü gibiydiler. İşin ilginci, bu tür toptancıların birçok şirketten bayilikleri vardı.


Dağıtım sektörü açısından övünülecek bir geçmiş değil bu!

Sektörün bazı düğmelerinin baştan yanlış iliklendiği uygulamalardan biridir.

Söylemeden geçmeyeceğim; Bu düzensiz uygulamaları hatırlarsak, Petrol Piyasası Kanununun neler getirdiğini ve neleri disiplin altına aldığını daha iyi anlarız. Sektörde devrimdir. O zaman medyada savunmaktan da gurur duyarım.

Akaryakıt işine alışan toptancılar, Türkiye’de akaryakıt dağıtım şirket sayısının artmasını istediler.

Beş şirketin piyasada orantısız bir güce sahip olduğuna ikna olan devlet kurumları (Bakanlık, EPDK, Rekabet Kurumu), Petrol Piyasası Kanununda dağıtım şirketi kurmayı kolaylaştırdılar ve beş şirketin o günlere kadar uzun dönemli yaptıkları kira ve intifa sözleşmelerine, bayilik anlaşmalarına beş yıl sınırı getirdiler.

Dağıtım şirketlerinin 2010 yılından önce tesis ettikleri intifa ve kiraları da kaldırtıp, beş yıla inmesini sağladılar.

Geçen bunca zaman sonra oluşan Pazar paylarına bakıldığında, bu kez üç şirket yine açık ara liderlik yapıyor. Bu üç şirkete bakarsanız, gayet güçlü yapılar.

Şirketlerden ikisi uluslararası firmalar. Diğeri ise rafineri sahibi olarak ulusal bir dağıtım şirketinin yüzde ellisine sahip en güçlü holdinglerinden biridir.

Aralarında açık ara pazar lideri olan şirket konsolidasyon yaparak daha güçlenmiştir.

Satın aldığı firma artık dağıtım sektöründe kârlı olamayacağını anlamış, stratejik bir karar vermiştir. Bunlar sektörümüzde doğaldır.

Düşük kâr marjlı bir ortamda çalışılıyorsa ölçek ekonomisi ihtiyacı doğar. Maliyet baskısı fiyatları zorlar, eğer bunu bir disiplin içinde pompaya yansıtamıyorsanız faaliyetin taşınmaz duruma gelmesi kaçınılmaz olur.

Çok bayi varsa ve dağıtım şirketleri aynı istasyonlara ulaşmaya çalışıyorsa sözleşme yapabilmek ancak güçlü bir yapıya, ayrıcalıkları olan markaya sahip olmakla mümkündür.

Orta ve küçük ölçekli bayiler, eğer değişen maliyetlerini fiyatlarına yansıtamaz; istasyon zincirlerini hem korumak hem de farklılaşmak için yatırım gereksinimi duyarlarsa zorlanırlar, bu çok açıktır.  Rekabet şartları bu durumda daha da yoğunlaşır. Konsolidasyonun ayak sesleri duyulduğu ortamlar böyle gelir.   

Akaryakıt gibi düşük marjlı sektörlerde konsolidasyon söz konusu olduğunda, belirgin bir başarı gözetilirken gözden kaçırılmaması gereken bir husus da şudur; Güçlü olan şirket, dikey bütünleşmenin unsurlarına (üretim, rafinaj, tedarik, lojistik, satış zinciri gibi) sahipse çok önemli bir avantajdır.

Şirket, kritik zincir halkalarında farklı kâr merkezlerini kontrol eder; hem maliyet hem de yapılar arası koordinasyon yaparak kârlılık konusunda denge sağlar.    

Güçlerinin farkında olan bu tür petrol şirketleri elektrifikasyon dönüşümü öncesinde ‘’sürdürülebilirlik sıkıntısı çeken’’ şirketlere talip olabilirler.


Ahmet Mert Yılmaz


44 yıllık kariyeri boyunca yurt içi ve yurt dışında akaryakıt dağıtım sektöründe üst düzey yönetici pozisyonlarında görev almıştır. Kariyeri süresince; satış, pazarlama ve yatırım departmanlarında önemli sorumluluklar üstlenmiş, geniş kapsamlı bayi teşkilatlarının yönetimini başarıyla gerçekleştirmiştir. Ayrıca sektörde birçok stratejik projenin hayata geçirilmesinde aktif rol oynamış, bu projelerin planlama ve uygulama süreçlerinde doğrudan yer almıştır. İkmal, lojistik, insan kaynakları, hukuk ve eğitim gibi kilit fonksiyonlarla yakın iş birliği içinde çalışmış, aynı zamanda bağımsız yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunmuştur. Sektöre katkılarını yalnızca yönetimsel değil, entelektüel düzeyde de sürdüren Yılmaz, "Rafine Yıllar" adlı sektörel referans kitabı ile "Sedef Parmaklık" adlı romanın da yazarıdır. ''Yazarımızın sosyal medya hesaplarına aşağıdaki bağlantılar üzerinden ulaşabilirsiniz. İlgili 4 platformlarda paylaştığı içerikler ve sektöre dair görüşleriyle daha yakından tanıyabilirsiniz.''
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.