Brent Petrolün, çok yüksek seviyelere gelerek gündemin merkezine oturması doğal olarak çok konuşulan ve sonuçlarından etkilenen bir duruma getirdi sektörü.
Jeopolitik stres, uluslararası çatışmaları daha da körükleyebilir.
Brent petrol, dolayısı ile pompa fiyatları daha da artar veya tam tersi umduğumuz olumlu gelişmelerle olağan seviyelerine inebilir.
Ham petrol yükseldiğinde pompaya ne kadar yansır, kâr marjımız ne olur, tüketici alışkanlıkları nasıl değişir gibi sorular önemlidir ancak yanıtların tamamı sektörün bugünkü fotoğrafıdır.
Son yarım yüzyılda benzerlerini defalarca yaşadığımız için ‘’kötünün’’ sürekliliğinin olmayacağını öngörmek yanlış olmaz.
Umalım ki, iş hayatının zorluklarına bir de suni gündemlerin neden olduğu baş edilmesi sıkıntılı maliyetler eklenmesin.
Fiyat konuşmak başka sektörün geleceğini konuşmak başkadır.
Sürekli bu fotoğrafın içinde kalırsak geleceğimizi kaçırırız.
Bizim için önemli olan; Yıllardır sattığımız ürünün hammaddesini oluşturan petrolün, zihnimizde yarattığı eşikler arka arkaya yıkılırken mevcut işimizi nasıl sürdürebileceğimizi düşünmek.
Türkiye akaryakıt sektörü, dağıtım şirketlerinin bayilerinin ağırlıkta olduğu piyasadır.
Şirketlerin istasyon çalıştırma konusu, -son yıllarda artış gösterse de- hem mevzuat hem de pratikte aşılması uzun süren kurallar gereği hızlı ilerlemeyebilir.
İstasyon işleticiliği, bayi (girişimci) dediğimiz iş insanları tarafından devam edecektir.
Sektör, daha fazla istasyon açıp, daha fazla ‘’konvansiyonel’’ yakıt ile litreler satıp, toplu satış altında fiyat rekabeti yaparak büyüyebileceği bir dönemde değil.
Müşteri değişiyor, araç değişiyor, enerji tüketim alışkanlıkları değişiyor.
Sektörü, sadece iyi ‘’lokasyonlarda’’ hizmet sunan istasyonlar ve uygulamalar farklı yere taşıyacaktır.
Bir şirket yeni ve farklı bir uygulama yapıyorsa bilin ki bunun farkındadır.
Başarı, çoğu zaman piyasanın içinde beklemekten değil, değişen şartlar içinde sermayeyi doğru oluşturan bir yapı kurmaktan gelir.
Yaptığı yatırımın geri dönüşünü gün gün hesaplayan, bulunduğu bölgenin müşterisini iyi analiz eden, istasyonunu bir enerji ve hizmet noktasına dönüştürebilen, dağıtım şirketiyle birlikte değer yaratabilen, girişimci ruhunu ortaya koyabilen bayilerin önemi artıyor.
Bu nedenle konuyu, kendi yolunu çizebilen, risk alabilen ve sözünü ettiğim değişime uyum sağlayabilen istasyon işleticilerine getirmek istiyorum.
Onlar, birer girişimci. İş hayatına atılan cesaretli insanlar.
Onlar, güvenli alanları terk ederek risk alan insanlar, kimsenin yol göstermediği bir ortamda kendi yolunu bulmak isteyenler.
İzlediğim ve çok beğendiğim bir yayından aktaracağım.
Yedi kuraldan bahsediyor büyükbaba iş hayatına atılmak ve zengin olmak isteyen torununa;
Önce şunu diyor;
‘’Her zaman hatırla ki, iş hayatı çabuk zengin olma yeri değildir, önce değer yaratmak gerekir.’’
Bugün akaryakıt sektörünün (belki enerji sektörünün tamamı) en fazla ihtiyacı, uzağa bakmak ve akıllı öngörüde bulunmaktır. Bugünkü sorunları konuşabiliriz ama yarını bunlar belirlemeyecek.
Devlet yetkilileri, uzağı belirlemiş ve enerjide ‘’kendine yeten ve karbondan arınmış bir ülke’’ olacağız demiştir. Israrla yatırımları ve söylemleri bu noktaya yoğunlaşmıştır.
Bakın size bir örnek vereyim;
Elektrikli araçların piyasaya nasıl hızlı nüfuz edeceğinin küçük bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğe göre nüfusu 30 bin aşan ilçelerde faaliyet gösteren araç kiralama işletmelerinin filolarında en az iki hibrit veya yalnızca elektrik motorlu taşıt bulunması zorunlu olacak.
Yarını, elimizdeki istasyonları ne kadar farklı bir değere dönüştürebildiğimiz veya dönüştüremediğimiz belirleyecek.
Bayiler, işleticiler bilmelidir ki; başarı, sadece bugünü yönetmek ve dağıtım şirketinin (belki olan belki olmayan) vizyonu çerçevesinde kısıtlı kalmak değildir.
‘’Ben yarının müşterisi için nasıl bir hazırlık içindeyim, mülkiyeti bende olan istasyonumun yeri yarının ihtiyaçlarını karşılar mı, karşılamam için ne yapmam gerekir sorularının yanıtını aramalıdır.
Kişisel başarılar sektör başarısına dönüşür.
Bayi ve dağıtım şirketlerinin geleceklerini, petrolün bugünkü fiyatı değil geleceğe nasıl hazırlandıkları belirleyecek.
Bazen geleceği olmayan bir istasyonu yaşatmak, işletmeyi korumak değil sermayeyi tüketmektir.
Sektörün geleceği açısından önemli olan her istasyonu açık tutmak değil değer yaratan istasyonları güçlendirmektir.
Geleceği sınırlı görünen satış yerleri için yeni kullanım alanları, farklı işletme modelleri veya zamanında yapılacak devirler yeni fırsatların kapısını açabilir.
Ahmet Mert Yılmaz