Kevin O’Leary’nin “Kan” Benzetmesinden EVA Hesabına: Bayiler ve Dağıtıcılar İçin Finansal Hayatta Kalma Rehberi.
Kanadalı bir girişimci, yatırımcı ve televizyon kişiliği olan Kevin O’Leary’nin sosyal medyada bir söyleşisini gördüm. Sık sık üzerine basarak söylediğimiz bir cümleyi üst üste tekrarladı.
‘’Nakit akışı bir işin (business) kanıdır. Bir insan, damarlarında kanı akmadan nasıl yaşayamazsa hangi iş kolu olursa olsun o da yaşayamaz. Borç para alabilirsiniz, işinize daha fazla yatırımcı desteği sağlayabilirsiniz, bu sizi birkaç sene belki götürebilir ama sonunda nakit akışı yoksa işinizi kaybedersiniz.’’
Bu durum, ürün fiyatlarının yükseldiği, maliyetlerin arttığı, cironun yükseldiği ama karlılığın o nispette artmadığı akaryakıt sektöründe son derece güncel bir durumu tasvir etmektedir. Bugün bölgemizdeki jeopolitik ortam bunu fazlasıyla yaratmaktadır.
Fiyatlar artığında aynı tankı doldurmak için daha fazla para gerekir. İşletmenin nakit ihtiyacı, sizin elinizde olmayan nedenlerden birdenbire artar. Perakende müşteriler ağırlıklı olarak kredi kartı ile ürün satın aldığı, kurumsal ve toptan müşterilere ‘’üstelik’’ indirim yapılarak vadeli satış yapıldığı için döngü istendiği gibi hızlı olmaz.
Satışlarınız yüksekse, cironuz artsa da kasanızdaki nakit azalır, uzun dönemde boşalır. Ürünleri kısa vadede alıp müşteriye daha uzun vadede satarsanız, bu vade uyumsuzluğu, artan ürün fiyatı ile nakit akışını bozar. Rutin dışında beklenmedik sürpriz masraflar da kasanızdaki nakit birikimi azaltan faktörlerin başında gelir.
Stok yönetimi ise bunların dışında kalamayacak kadar önemlidir. Artan fiyat eğilimlerinde iyice zorlaşır. Optimum bir seviye belirleseniz de, ani fiyat değişikliklerinde müşterilerin artan taleplerine yanıt vermek, stoksuz kalmak istemezsiniz. Bu çok doğal olduğu gibi yönetmesi zor bir iştir.
Akaryakıt sektöründe ‘’en feci’’ diye tabir edeceğimiz durum; ‘’kuru’’ kalan istasyondur yani stoksuz kalmaktır. Bizim nesil bunu çok yaşamıştır, biliriz.
Fiyat artışı ve indirimin neden olduğu kazanç ve kayıpların orta uzun ve vadede akaryakıtçıya -dışarıdan göründüğü gibi- bir fayda sağlamadığı izlenmiştir seneler boyunca, stok kârı yapıyorlar sözü sadece bir efsaneden ibarettir.
Bu konuda söylenecek en son söz; kâr edenin değil nakdini yönetenin ayakta kalacağıdır.
Sistemi ayakta tutacak nakit mimarisi kurmak gerekir.
Dağıtım şirketi ve istasyon sahibi, her ikisi de bu konuda aynı gemidedir.
Kârlılık önemli, ciro göz boyayıcı, nakit akışı ise hayatımızın gerçeğidir.
O halde, akaryakıt iş kolunun gelecek ile dansı; nakit akışını, kârı, satışı, maliyetleri ve teknolojiyi gözeterek dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.
Ayakta kalmak için, yaptığımız işleri hiç değiştirmeden sonsuza kadar yapmayı bekleyemeyiz.
EVA hesabı yapmadan (Economic Value Added) bir işletmenin gerçekten değer yaratıp yaratmadığını anlayamayız. Bunu daha da açarsak şunu demeliyiz; İşiniz, büyük boyutlu bir şirket olsun, ya da küçük ölçekte istasyon olsun, fark etmeyecektir. Sermaye maliyetini karşılayıp üstüne değer yaratıyor musunuz? Önemli olan budur.
Akaryakıt sektörünün geleceğinde yer almak isteyenler için, hem kısa vadeli hem de uzun vadeli plan şarttır. Çok satarak büyümek bir zamanların hayaliydi ama bugün yeterli değil.
Kullanılan sermayenin maliyeti yüksekse, yatırımınızın getirisi yetersizse değer olarak gördüğünüz işinizin gerçek değer olduğu tartışılır. O zaman düşünmek ve aksiyon almak gerekebilir. Şirket finansçılarının veya istasyon muhasebecilerinin devreye girmesi gereken kritik nokta burasıdır.
Akaryakıt sektörünün geleceğini çevre bilincinin artan yaptırımları ve otomotiv sektöründeki teknolojik gelişmeler belirleyecek. Yeni nesil araçlar ve alternatif yakıtlar geleceğin enerji dünyasında önemli. Fosil yakıtlardan daha temiz enerjiye geçiş hızlandıkça, bizim sektörümüz de dönüşecek. Elbette kademeli olacak. Bu nedenle hem şirketlerin hem de istasyon sahiplerinin stratejik düşüncelerle dolu tartışmalar yapması, fikir alışverişinde bulunmalarında yarar var.
Gelecek için yelkenleri doğru rüzgârla doldurmak gereken bugünlerde, akaryakıt sektörünün kârlılıklarını zorlayan uygulamalarını ilgiyle izliyoruz. Sektörün kendine yetmeyen marjı dağıtıp sonra kâr ve nakit akışı sıkıntısına girmesi ilginç oluyor. Gider yönetimi de bir o kadar önemlidir.
Marjın, sadece dışarıdan beklenen değil aynı zamanda operasyon kalitesi ile yarattığımız bir değer olduğunu unutmamak lazım.
Bu sektörün biteceğini kimse iddia edemez ama aynı kalmayacağı da apaçık görünüyor.
EVA (Ekonomik Katma Değer)
Ahmet Mert Yılmaz