Son günlerin en popüler gündem maddesi olan 5G teknolojisine dair gelişmeleri izlerken, bu yeni nesil iletişim altyapısının iş hayatındaki tüm sektörleri kökten etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu çok net görmeye başladık. Teknolojinin hızı sadece bireysel iletişimi değil, akaryakıt ve enerji perakendeciliğinin de kaderini yeniden yazıyor.
Geçtiğimiz günlerde bilinen bir bankanın Tüketici Finansmanı Direktörünü dinlerken, bu teknolojinin sektörlere ve tüketici davranışlarına yansıyacak muhtemel senaryolarını derinlemesine izleme fırsatı buldum. Aslında küresel pazarı biraz incelediğimizde; batılı bazı gelişmiş ülkelerin 5G’nin çok daha gelişmiş, ‘’5G Advanced’’ veya Beyaz Saray ve küresel teknoloji devlerinin diliyle ‘’5,5G’’ olarak nitetendirilen ileri aşamalarını çoktan sahaya sürdüğünü ve aktif olarak kullandığını öğreniyoruz.
Yeni iletişim teknolojisiyle birlikte kablosuz internet erişiminin sadece kapasitesi ve hızı artmış gibi görünse de aslında bu gelişimi; basit bir hız artışının ötesinde operasyonel verimlilik, büyük veri yönetimi ve yepyeni iş modellerine yelken açmak olarak değerlendirmeliyiz.
Petrol tedariki ve artan fiyatlar karşısında bunalan tüketicilerin, 5G gibi iletişim teknolojilerinin ve veri yönetiminin sağladığı kolaylıklarla elektrikli araç modellerine her geçen gün daha fazla ilgi gösterdiğini, araç tercihlerinde ciddi şekilde etkilenmeye başladıklarını görüyoruz. Benzin ve motorin fiyatlarında bir yıl öncesine göre yaşanan yüzde 44 ve yüzde 75’lik artışlar, bu süreci şüphesiz ki daha da hızlandırıyor.
Petrolün küresel ölçekte çok önemli bir enerji kaynağı olmaya devam ettiği su götürmez bir gerçektir; bu konuda hiçbir tereddüt yok. Ancak akaryakıt tüketimi halen yüksek seviyelerde seyretse de otomotiv sektöründe yeni araç satışlarındaki tüketici tercihleri hızla yön değiştiriyor. Konu, doğal olarak alternatif enerjiyle çalışan araç nüfusunun artışına geliyor.
“Yeni nesil elektrikli araçlara artık sadece mekanik birer ürün gözüyle bakamayız. Güncel gelişmelere paralel olarak bu araçlar, artık ‘sürekli bağlı (connected)’ birer hizmet platformu olarak hayatımıza giriyor.”
Gelişmiş özellikleri sayesinde sürekli internete bağlı olan araçlar, yüksek veri akışının sağladığı sayısız kolaylıktan yararlanacaklar. Bu hızlı veri paylaşımı altyapısı sayesinde otonom sürüş güvenle yapılabiliyor, araçlar birbiriyle anlık iletişim kurabiliyor; anlık trafik, hava ve yol durumları ile kaza ihtimallerini haber veren sistemler kusursuzca çalışıyor. Hatta öyle ki, hızlı veri akışı sayesinde sadece araç hareket halindeyken sigorta hizmetinin devrede kalabileceği, tamamen kişiselleştirilmiş yeni bir sigortacılık modelinden bile bahsediliyor.
Trafik yoğunluğuna göre sürüş optimizasyonu sayesinde sağlanan yakıt ve enerji verimliliği, otomatik servis randevularının oluşturulması, uzaktan arıza teşhisi yapılabilmesi gibi otomotiv sektöründe saymakla bitmeyecek kadar farklı ve önemli hizmet, çağımızın bu yepyeni oluşumuyla karşımıza çıkıyor.
Peki, bu dijital ortama girilirken petrol ve akaryakıt dağıtım sektörüne bakıp; ‘’Biz hangi yolculuğa çıkıyoruz, bu dönüşüm bizi nasıl etkileyecek?’’ diye sormak gerekmiyor mu? İleri teknoloji ürünü araç kullanan sürücülerin, yolların vazgeçilmez ev sahibi olan istasyonlardan beklentileri çok yakın zamanda radikal şekilde değişecektir.
Verinin gücü sayesinde, aracın kapıdan girer gazından önce tanındığı ve sürücüye tamamen kişiye özel hizmetlerin sunulduğu akıllı iş yerlerine dönüşeceğimizi rahatlıkla varsayabiliriz. Anlık veri ve otomasyonla donatılmış dijital dünyanın yenilikleri, akaryakıtçıları doğrudan etkileyecektir.
Dijitalleşme konusunu bu platformda daha önce de paylaşmış ve akaryakıt sektörü olarak bu sınıfın en çalışkan, en iyi öğrencileri olduğumuzu detaylarıyla yazmıştık. Pompanın, tankın ve kasanın milisaniyeler içinde sürekli veri ürettiği, otomasyonun en yoğun kullanıldığı ender iş kollarından biriyiz.
Bugün stok yönetimi, kaçak tespiti, temassız yakıt dolumu, bakım ve arıza yönetimi, tanker izleme, plaka tanıma ve dinamik rota optimizasyonu gibi birçok operasyonel değişkeni yüksek otomasyon kabiliyetimiz sayesinde kontrol altında tutabiliyoruz. 5G’nin gelişi, bu kabiliyetimizi zirveye taşıyacak.
Yüksek veri akışı, sadece fosil yakıt operasyonlarını değil, istasyonlarımızdaki şarj ünitelerinin elektrikli araçlara çok daha verimli hizmet sunmasını da sağlayacaktır. Gelecekte şarj istasyonları ile akaryakıt operasyonları tek bir merkezi ağ üzerinden, kusursuz bir uyumla yönetilebilecektir. 5G ile bağlantılar güçlenecek, anlık fiyat güncellemeleri ve veri paylaşımları milisaniyelere inecektir.
Bu altyapıyı erkenden kurup kullanan şirketler, maliyet kontrolü ve saha verimliliğinde rakiplerinin önüne geçecektir. Dinamik lojistik planlama kabiliyetleri artacak ve merkezi operasyon kontrolü tam anlamıyla sağlanacaktır.
Kısacası 5G, klasik istasyon faaliyetini geleceğin kapsamlı birer “Enerji İstasyonuna” dönüştürmenin en temel altyapısını oluşturmaktadır. Müşteri deneyiminin ve istasyon güvenliğinin de bu dijital oluşumdan ne denli pozitif etkileneceğini unutmamalıyız.
Enerji temin eden sektörümüz, veriyi doğru ve stratejik yöneterek daha müşteri odaklı bir statüye dönüşmektedir. Elektrikli araç sayısı bugünkü büyük momentumu ile artmaya devam ederse şarj altyapısı devasa oranlarda büyüyecek; buna bağlı olarak anlık veri ihtiyacı, şebeke yönetimi ve şebeke optimizasyonu artacaktır. İşte bu yüzden 5G altyapısı akaryakıt sektörü için lüks değil, her geçen gün kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelecektir.
Sonuç olarak, istasyon bazında geleceğe bugünden hazır olmak gerekiyor. Fosil yakıtlar ya da alternatif enerji kullanan müşterilerinize en üst düzeyde hizmet sunmak istiyorsanız, veriye dayalı yönetim alışkanlığı kazanmak bu yoldaki ilk ve en kritik hamleniz olmalıdır. Nitelikli istasyon; sadece yakıt satılan bir yer değil, her sattığı ürünün ve her sunduğu hizmetin yüksek veriyle yönetildiği çağdaş, akıllı bir perakende noktası olmak zorundadır. Ve 5G, bize bu hedefe ulaşmamız için sayısız kolaylık sağlayan en önemli dijital anahtardır.
Ahmet Mert Yılmaz