‘’Strateji’’ ve ‘’Plan’’ iki ayrı önemli kavramdır.
Birbirine çok yakın görünmekle beraber ikisi de, çok farklı seviyelerde amaç oluşturmak ve geleceği belirlemek için kullanılır.
İkisi de durağan değildir, değiştirilebilir.
Bana bu satırları yazdıran Resmi Gazete de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesi.
Konu şu;
Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu’’ adında yeni bir mekanizma var.
Düşük karbonlu üretime geçiş sürecini hızlandırmayı amaçlıyor.
Genelgede; Küresel hedefler doğrultusunda ve sanayideki teknolojik değişimler nedeniyle, ülkemizin rekabet gücünü koruyabilmesi için düşük karbonlu üretime geçişin zorunlu hale geldiği belirtiliyor.
Karbonsuzlaşma; ekonomik faaliyetler sırasında ortaya çıkan karbon salınımını azaltmak ve zamanla sıfıra yaklaştırma sürecidir.
Bu platformda çıkan bir köşe yazımda, global gelişmelerin dünyanın en önemli ekonomilerinden birine sahip olan ülkemizi etkilememesi mümkün değil demiş, ülke liderlerinin bakış açıları önemli hatta hayati bu konuda diye devam etmiştim.
Akaryakıt ve enerji dünyası önemli bir eşiktedir. Enerji sektörünün değişimini çerçeveleyen kararlar çıkmakta, mevzuat değişmekte, kısaca geleceğin hazırlığı yapılmaktadır.
Temiz enerji için kararlılık gösterilirken, enerji dünyasının içinde olan akaryakıt dağıtım sektörü, strateji ve planlamaya ağırlık verme durumundadır.
Dünyada yapılan, ülkemizde de yapılıyor.
Devleti yönetenler, enerji dönüşümü için stratejisini açıklamaya ve mevzuatı oluşturmaya devam ediyor. Çünkü enerji, ekonomik olduğu kadar jeopolitik, çevresel ve teknoloji boyutları olan bir konudur. Hedef; yenilenebilir enerji yatırımları, arz güvenliği, dışa bağımlılığı azaltma, karbon emisyonlarının düşürülmesi, elektrikli araç ekosistemine destek vererek enerji verimliliği sağlamaktır.
Strateji, nereye gittiğimizi ve neden gittiğimizi belirler.
Plan ise varmak istediğimiz yere nasıl ve hangi adımları atarak gideceğimizi.
Akaryakıt dağıtım sektörü, yönünü seçecek ve orta uzun vadeli stratejik yaklaşımını belirleyecektir. Enerji tedariki konusundaki gelişmelerden etkilenecek şirketlerin, kendi strateji ve planları konusundaki hassasiyetlerinin artması ve bunun farkında olmaları ehemmiyet arz ediyor.
Bayi kuruluşları, sendikaları da öyle; değişen enerji dünyasında onlara yansıyacak sonuçları üyeleri ile rasyonel boyutta tartışmalılar. Geleceğin mevzusu, sadece dağıtım şirketleri ile yapılacak sözleşmeden mümkün olan en çok yüzde kâr payı almak değil!
Strateji, uzun vadeli, rekabet odaklı, koşullara uyumlu ve en önemlisi; gerekiyorsa kritik seçimler yapmayı düzenleyen bir çerçevedir.
Bir şirketin ekonomik sürdürebilirliği ile stratejisi arasında çok ama çok güçlü bir ilişki söz konusudur.
Şirketinizin, küçük ölçekli işletmenizin, sürdürülebilir bir ekonomik ortama erişmesi ancak doğru stratejinin sonucudur.
Bugün zar zor para kazanan ya da kazanamayan veya muhasebecinin getirdiği EVA hesabında (ekonomik katma değer), sermayesinin maliyetinden daha fazla değer kazanmadığı anlaşılan şirketin önümüzdeki 10-20 yıl boyunca yaşayabilecek olup olmadığının irdelenmesi, orta uzun vadeli gerçekçi bir strateji çalışması yapılması, gerekmez mi?
Şirket veya istasyon sahibi; ‘’Yaşadığım süre içinde işimi aynı şekilde sürdürürüm, değişime gerek yok’’ da diyebilir. Onun da, gelir modelinin çok kısa zamanda gerilemesi, tahmininden daha az bir sürede faaliyetinin ekonomik ömrünü tamamlayacağını söylemek mümkündür.
Akaryakıt sektöründe konsolidasyon, ölçek ekonomisi, dikey bütünleşmenin sağlayacağı sermaye ve iyi insan kaynağı, bir şirketin yaşam süresini olumlu etkiler.
Strateji yapanlar aynı zamanda şirketinin riskini veya risklerini de yönetir.
Strateji yapmayan şirketler kırılgandır. ‘’Bu kadar işin arasında sırası mı? ’’ diyerek stratejisini güncellemeyen şirketin ayakta kalması tesadüflere bağlıdır.
Bir şirketin mükemmel bir planı olabilir ama strateji yanlış, geleceği okumakta zaaf varsa, yok olması kaçınılmazdır. Onlar, değişimi ya anlamamış ya da önemsememişlerdir. Rafine Yıllar kitabımda, Kodak şirketini örnek göstermiştim. Bir dünya deviydi fotoğraf filmi konusunda. Dijital kamerayı geliştiren de oydu ama dijital büyürse film satışı düşer dedi ve eski kazanç modelini korumaya kalktı ve olmadı elbette.
Bizim sektörümüzdeki değişimi görüp, değişmeyi zamana bırakan veya ne zaman değişim yapacağını kararlaştırmamış, işini bir stratejik çerçeveye oturtmamış, planlarını güncellememiş şirketlerin de, istasyonların da böyle bir sondan kurtulması mucize olur.
Kontrollü büyüme, güçlü stratejinin başlıklarından biridir. Satış hacminin büyümesiyle, kredi maliyeti, stok finansmanı, kur riski artar. Nakit akışı çok önemli olsa da tek başına başarı anlamına gelmez. Önemli olan, finansal, operasyonel, insan kaynağı dengesini koruyabilmektir. Büyürken de bozulacak birçok parametre vardır. Borç yükü, hizmet kalitesi, çalışan bağlılığı, kârlılık buna örnek olabilir.
İyi bir stratejiyi ve gerçekçi planları ancak çok iyi insan kaynağına sahip olanlar yapabilir. Strateji sadece düşüncelerden ibaret olamaz. Onu geliştirecek, değişime uyarlayacak insanlar gerekir.
Sektörün insan kaynağına özellikle değerli gençlere olan ilgisi bir tercih değil ihtiyaçtır.
İş adamı veya profesyonel yönetici, teknoloji, makine, modern pompalar, bilgisayarlar alabilir. Sermaye de bulabilir. Ama doğru insan eksikliğinde strateji geliştiremez, akıllı planlar yapamaz.
İyi bir strateji, insan kaynağı dönüşümünü de kapsamalıdır
Önümüzdeki yıllarda en önemli fark şu olacak dağıtım şirketleri arasında;
Geleceğin ışığında, bu yaklaşıma uyacak veya uymayacak satış noktaları konusunda verilecek kararlar, stratejinin en önemli başlıklarından biridir.
Ahmet Mert Yılmaz